"Atatürk'ün Hayatı" başlıklı bize gayet doğal görünen bir başlığın ardından gelenlere bakar mısınız; ibret gözüyle baktığınızda şaşar kalırsınız ..Dünyada kimin böyle bir, en azından benzer bir hayatı olmuştur acaba?...
Baktığınızda bir insan hayatına pek benzemediğini ya da böyle bir yaşamın, onun "kendine ait bir hayat" değil de tamamen bizlere ( şu an bu topraklar üzerinde yaşamını sürdüren, özgürce dalgalanan bir bayrağın altında sürdüren bizler ) şu anki konumumuz için -ondan miras alıp da getirdiğimiz yer ise çook tartışılmak üzere - "adanmış bir insan hayatı" olduğunu görürsünüz ..Her sahifesinde ise bu vatan, bu millet ve onun bağımsızlığı için çarpan bir yürek bulursunuz ... Ben kendi adıma bu insanın hayatını her düşündüğümde, hep bir mucize yaşayış görür, her seferinde sözcüklere sığmayacak tarzda ve derecede bir ibret ve şaşkınlıkla kalırım ..
Bizim ise bugün "Atatürk'ün Hayatı" diye çocuklarımıza belli tarihleri ezberletmeye çalışarak, görevimizi güya yaptığımızı sanarak, "bu çok özel hayat" ı, sanki "böyle bir insan böyle bir hayatı zaten yaşamak zorundaymış"casına kanıksadığımız doğru ve gerçek değil midir ? Öyle ya, bu hayat zaten yaşanmış, bizler de böyle özgür bir milletin kucağına, özgür bir yurtta doğmuşuz ... Onun çok değer vererek gücünü aldığı milletini oluşturan, bizlerin dede ve nineleri, ataları bunları yaşamışlar her şey olmuş bitmiş yaşanmış, geçmiş gitmiştir ...Bunun üzerine çok konuşulur fakat bir de bunun tersini "Atatürk Olmasaydı" nın cevabını hiç düşündünüz mü ? ...
Evet "Atatürk Olmasaydı Acaba Ne Olurdu ?"...
Bu soru doğru algıladığınızda, henüz sorulduğunda dahi tüyler diken diken eden bir sorudur ...Cevabını düşünmek dahi istemezsiniz ...
Böyle olduğu halde bugün yapılanlara bir bakın ...Onun mirasına; annesi Zübeyde Hanım' ın dahi son nefesine yetişemeyecek derecede canından çok sevdiği milletinin, "Türk Milletinin Gelecek Nesli" diye bugünkü bizlere, gönül rahatlığıyla emanet ettiği, gözbebeği gibi koruyup kolladığı mirasına, bizler ne yapmışız, yapmaktayız ? Lütfen düşünün ...
Bugün; onun karşı durduğu dünya emperyalizmine hizmet etmek ve buna devam etmek üzere ölümünden sonra başlatılan "karşı devrim" in mirasçılarının ise, onun ismiyle olan savaşlarında pes etmek zorunda kalıp, emellerine ulaşabilmek için "Atatürkçülük" adı altında, maskesinde binbir düzenle karşımızda oldukları, sahnede, meydanda oldukları -her ne derseniz- doğru değil midir ?
Kendilerine "Atatürkçüyüm" diyenler ise belli kavram kargaşalarına takılmış, çeşit çeşit adlar altında bir bütünlük sergilemekten ve meselelerin asıl özünü yakalamaktan uzak kalarak, memleketin hayati konularında karar mekanizmalarında yer alamamışlardır... Tabii bu kesinlikle bu konudaki bir umutsuzluk değil fakat bugünkü Atatürkçülere ve yaşananlara dair, onları tam bir birlik halinde görme umuduna dayalı bir durum saptamasıdır.
Tam burada, tıpkı İslam dininin ve kitabı Kur’an ın gereği gibi okunup doğru anlaşılmamasından dolayı oluşan bugün de çektiğimiz sıkıntılar gibi -ki Atatürk bu konuda da en büyük çabayı sarf eden kişi olmuştur- Atatürk’ün doğru algılanması konusunda bir sıkıntı vardır diyorum.Bugün başına kendi adıma “gerçek” sıfatını koymadan edemediğim Atatürkçülük gibi ...
Dolayısıyla biz Türkler ve Fas, Tunus, Cezayir, Siyah Afrika, Afganistan, Hindistan, hatta Çanakkale’de düşman olarak karşımıza çıkan Avustralya ve Yeni Zelanda dahil o günkü mazlum uluslar için de düşünün, “iyi ki yaşanmış olan böyle bir hayat” ı; tam bu cümleyi böyle hissederek bugün algılayıp, bu “iyi ki” liğe gereği gibi sarılabiliyorsak eğer, Atatürk’ün hayal ettiği gerçek çocukları olabiliyorsak, bu duyguyu gelecek nesillere böyle doğru aktarabiliyorsak, gönül rahatlığıyla ona ve Kurtuluş Savaşı’nı birlikte kazanmış olan atalarımıza da lâyık olduğumuza inanabiliyorsak ya da bunları da geçin lâyık olma yolunda elimizden geleni yaptığımıza inanıyorsak veya sadece bu “iyi ki yaşanmış hayat” ın ne anlama geldiğini biliyorsak eğer; bu yetecektir bu millete ... diyorum.
Öyle ise bugün, “Atatürk Olmasaydı .. ?” sorusunu düşünmek ve cevabını bulamadıysanız eğer, ( asıl onu karalayanlara sesleniyorum ) arkasından gelen “iyi ki” liğe sıkı sıkı sarılmanız gerekiyor.
|